29 Mayıs 2012 Salı
















AVUSTURYA NOTLARI
 (07-11 MAYIS 2012)


Graz...


2011-1-TR1-GRU06-24163-1 Sözleşme numaralı “Yeniden Sağlıklı Yaşam” adlı Grundtvig Öğrenme Ortaklı Projemizin 3. toplantısı 07-11 Mayıs 2012 tarihleri arasında Avusturya’nın Graz şehrinde Bit şirketler grubunda 8 ülkenin katılımı ile gerçekleştirildi.


Proje’nin bu 3.toplantısında yine 8 ülke deneyimleri paylaştı.






Bu paylaşımlardan en göze çarpanları;

“ Romanya’daki proje ortağımızın bulunduğu şehirde Belediyenin yetişkinler için kamusal bir alanda açmış olduğu fitness spor kurslarıydı, ve bu kurslardan başvuru aldıkları örgün eğitimdeki öğrencilerin de faydalanabilmeleriydi.”






Toplantımızın gerçekleştiği BİT şirketler grubunun kendi personeli için şirket binasında çalışanlarına organize ettikleri Zumba dansı gerçekten görülmeye değerdi. Bu dans ile spor yapmaya vakit bulamayan çalışanlar, Brezilya müzikleri eşliğinde diledikleri gibi dans edip, başlarındaki eğitmenlerinin gözetiminde kalori yakan hareketler yaparak sağlıklı yaşam konusunda vücutlarını zinde tutmaya çalışıyorlardı; bu etkinlik, BİT şirketler grubu için bizlere obeziteye savaş açmış bir kurum izlenimini yarattı. Eğitmen hocanın eşliğinde proje ortaklarımızdan gelen katılımcılarla beraber bizler de bu heyecana ortak olduk.



4 günlük Graz toplantımızda, yapılan paylaşımların yanı sıra, Graz’da üretim yapan sağlığa yararlı (bio üretim) tarımsal sebze ve meyve tesislerinden bir tanesini ziyaret ettik. Bunlardan bir tanesi hiç şüphesiz ki bütün katılımcıların lezzetine 10 üzerinden 10 verdiği  “Obsthof Fattingerhof” markalı Graz elması ve elma suları idi. Üretim metodları açısından, tamamiyle gübresiz ve tarım ilacı kullanılmaksızın etkin verimin alınması dikkatleri üzerine çekmişti. Katılımcılar, elmanın insan sağlığına faydaları açısından; zayıflamak, kabızlık, bağışıklık, kolestrol ve kalp için günlük en azından 2 tane tüketilmesinin gereklilik olduğunu keşfettiler.






Bu güzel kazanımlardan sonra, sağlığa yararlı olduğunu bildiğimiz fakat kullanım alanlarını daha önceden pek bilmediğimiz bir ürünü tanıtan bir tesisin içinde bulduk kendimizi. Berghofer Mühle’in Kabak çekirdeği ile elde ettiği ürünler ı inanın şimdiye kadar öğrendiğimiz sağlığa faydalı ürün çeşitlerine bir yenisini daha ekleyecek boyuttaydı. Katılımcıların aklına takılabilecek ilk şey şüphesiz ki “çerez dışında kabak çekirdeğinden başka ne elde edilebilir sorusu olurdu?

Ama gördüklerimizle, Berghofer Mühle’ın anlatımlarını dinledikçe ve o güzel kabak çekirdeğinden yapılmış salata sosları, yağları ve şekerlemelerini tattıkça sorumuzun cevabı kendiliğinden cevaplanmış oldu. Özellikle; yemekler ve salatalar için kullanıldığını öğrendiğimiz kabak çekirdeği yağının sağlığımız için çok faydalı olduğunu keşfettik ve bize göre bu faydanın en önemli ayrıntısının, “0” kalorili olması ve protein bakımından oldukça zengin olmasıydı. Şeker hastaları ve kolestrolü olan hastalar için yasaklanan yağ tüketimi kabak çekirdeği yağı ile alışılmışın dışında bir çizgi çizmişti belleğimize.



Gezi duraklarımızdan bir diğeri ise sağlığımıza çok faydalı olduğu son zamanlarda bilim adamları tarafından sağlık programlarında sıkça yinelenen “Sirkeydi”. Fischerauer’ın “sirke” üretim tesisindeydik.  Bu tesiste ayrıca hardal üretimi de yapılmaktaydı. Çoğunlukla, Türkiye’de salatalara limon tercih edilirken Graz’da salata sosu olarak sirkenin sevilmesi Avusturya mutfağına ait salata  kültürü adına ilginç bir kültür kazanımıydı.

Gördüklerimiz ve duyduklarımızla, “Sirkenin” sağlığımızın en iyi dostu, en değerli yardımcısı olduğunu bir kez daha tescilledik. Onu her derde deva yapan sayısız faydalarını anlatan, Fischerauer, özellikle; anemi, astım ve solunum hastalıklarına birebir olduğundan bahsetti.



Ve nasıl unuturduk meşhur “Avusturya tatlısını”. Birbirinden güzel farklı elma çeşitleri ve tatlı soslarından yapılan bu tatlı, düşük kalorili olması sebebiyle de Avusturya pastanelerinin vazgeçilmezleri arasındadır.
 












Projenin genel perspektifi açısından ev sahibi kurumun katkılarıyla proje ortaklarından katılımcılar, “Business Run Graz 2012” koşusuna katıldılar. 
Ülkemizi ise projenin yazarı ve Koordinatörü Mustafa Can HİÇYILMAZ  temsil ederek, 4.380 kişinin katıldığı bu yarışmada 1705. oldu.

2 Mayıs 2012 Çarşamba


Saçı ve cildi canlı tutan besinler!
Saçı ve cildi canlı tutan besinler!

Saçı ve cildi canlı tutan besinler!
Çiğ tüketilen besinleri yiyerek güzelleşebilirsiniz. Bu besinler, saçınızı ve cildinizi güçlendirerek, bakım yapar.
Söze hemen, 'aman sakın yanlış anlamayın!' diyerek başlayalım; çünkü 'yiyerek güzelleşin' derken, dilediğinizi yemenizi ve bu şekilde güzelleşmenizi kastetmiyoruz. Sizi içten ve dıştan güzelleştirecek, uzmanların özellikle çiğ olarak tüketmenizi önerdikleri bazı besinlerden bahsediyoruz. Bazı besinlerin, özellikle çiğ olarak tüketilmeleri halinde hem sağlık hem de güzellik kaynağı olduklarını vurgulayan uzmanların verdikleri bilgilere göre, içerdikleri silikon ve sülfür ile her biri iyi birer enerji kaynağı olan bu besinler, aynı zamanda vücudu arındırarak, cilt ve saç güzelliğine katkıda bulunma yeteneğine sahip. İşte bu besinler ve özellikleri:

Papaya: İçeriğindeki doğal enzim ve amino asit sayesinde, beyindeki mutluluk hormonunu arttırır.

Salatalık: Karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı atılmasını sağlar. İçeriğindeki kükürt kanı temizler, ciltteki ter bezlerini çalıştırır, bol vitamin ve madeni madde vererek cildin taze ve pürüzsüz olmasını sağlar.

Hindistan cevizi: 'Lauric asit' adında, nadir bulunan bir madde içerir. Bu madde, vücudun bulaşıcı hastalıklara ve virüslere karşı direncini arttırır.


Çiğ tüketilen besinleri yiyerek güzelleşebilirsiniz. Bu besinler, saçınızı ve cildinizi güçlendirerek, bakım yapar.
Keten tohumu: Yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri, düşük oranda doymuş yağ asiti, yüksek oranda lifle birlikte bol miktarda potasyum, magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir. Kanserden kabızlığa, öksürük ve ses kısıklığından sedef hastalığına kadar çok geniş bir etki alanı bulunmaktadır.

Zeytin: Safrayı arttırıp, karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Yaprakları ve kabukları, yüksek tansiyonu ve kandaki şeker miktarını düşürür.

Roka: Roka yaprakları daha çok sonbahar ve kış aylarında salata olarak kullanılır. İştah açıcı, uyarıcı, kuvvet verici ve öksürük kesici özelliği vardır. Tohumları da aynı etkileri gösterir. Afrodizyak özelliği mevcuttur.

Turp: Bol C vitamini, iyot ve kükürt içerir. Karaciğeri ve mideyi çalıştırır, böbreklerdeki kum ve taşı döker, cildi güzelleştirir. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte ettiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bunları okuduktan sonra salatalığa çok daha farklı gözle bakacaksınız!!! 

Olağanüstü Salatalık 
Bir süre önce bu bilgiler "The New York Times" gazetesinde yayımlandı.

1. Salatalık, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir tanesinde Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko ihtiva eder.

2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir salatalık yiyin. Salatalık iyi bir B vitaminler ve Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir salatalık dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) salatalık dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız. Salatalıkdaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi birkaç dakika süreyle salatalık dilimleriyle ovun. Salatalıkdaki fitokimyasallar derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarları için)

6.Baş ağrısından kurtulmak ister misiniz? Yatağa girmeden önce birkaç dilim salatalık yiyin ve ertesi sabah dipdiri, baş ağrısız kalkın. Salatalık, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker, B vitaminleri ve elektrolitleri ihtiva ettiği için yediğiniz birkaç dilim sorunlarınızı hemen yok eder.

7. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? Salatalık yiyin.

8. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir salatalık ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.

9. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir dilim salatalık alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

10. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas kaynar suyun içine bir bütün salatalığı ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Salatalıkdaki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

11. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir salatlık dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-sarmısak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve sonucu görün.)

12. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde temizlemek ister misiniz? Bir dilim salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

13. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz. Salatalık kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da deneyebilirsiniz.)

2 Nisan 2012 Pazartesi


Spor- Fitness Kursu


Tüm dünyanın hastalık olarak kabul ettiği obezite hızla yaygınlaşıyor. Hazır gıda tüketimi hızla artıyor, spora ilgi azalıyor. Ortaya çıkan tablo ise ürkütücü. TÜİK verileri VKİ açısından değerlendirildiğinde Türkiye'de 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 16,9'u obez, yüzde 33'ü ise fazla kilolu. Başka bir ifadeyle nüfusun yarısı kilo problemi yaşıyor. Bu düşündürücü tehtidten dolayı, Kırıkkale Milli Eğitim Müdürlüğü 2010-2014 yılları arasında Sağlık Bakanlığı’nın yürütmüş olduğu “Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat” programına gereken hassasiyeti göstermektedir.

Bu sebeble, Müdürlüğümüz Ar-Ge Birimi Projeler ve Koordinasyon ekibi üyeleri “ Yeniden Sağlıklı Yaşam” adlı Grundtvig Öğrenme Ortaklığı projesi yürütmektedir. Bu proje kapsamında kurumumuz yurt dışındaki ortak kurumlar ile birlikte obezite’ye karşı önlemler almak adına deneyim ve fikir paylaşımları yapmaktadır.

Müdürlüğümüzün, örgün eğitimin yanı sıra ildeki yetişkin eğitimi veren bir kurum olması sebebiyle, Müdürlüğümüz; Projemiz kapsamında, spor kursları ve Diyetisyenler eşliğinde seminerler organize ederek ilimizde Sağlıklı Yaşam Konusunda bilincin artması adına çeşitli faaliyetler organize etmektedir.

Bu amaç doğrultusunda, Kırıkkale Milli Eğitim Müdürlüğü, Nisan ayının 2.haftasında İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü’nde “Spor- Fitness” kursu açacaktır,bu kurs kapsamında Başpınar Stadında haftalık 3 gün mesaiden sonra yürüyüş, step ve fitness şeklinde kilo verme kursu açılacaktır.

Kursa katılmak isteyenler ve daha detaylı bilgi almak isteyenler Ar-Ge Birimi AB Proje ofisi Proje koordinatörü Mustafa Can HİÇYILMAZ’dan bilgi alabilirler.

mail      : dj_can71@hotmail.com
cep tlf  : 0505 817 27 77

8 Şubat 2012 Çarşamba

Türkiye'de Beslenme Alışkanlıkları ve Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması


Türkiye Obezite Araştırma Derneği tarafından 12 ilde, 15 yaş üstü, bin 563 kişi 

üzerinde yapılan "Türkiye'de Beslenme Alışkanlıkları ve Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması" sonuçları kamuoyuna açıklandı.





Türkiye Obezite Araştırma Derneği tarafından 12 ilde, 15 yaş üstü, bin 563 kişi üzerinde yapılan "Türkiye'de Beslenme Alışkanlıkları ve Fiziksel Hareketlilik Düzeyi Saptama Araştırması" sonuçları kamuoyuna açıklandı. Bir basın toplantısıyla açıklanan araştırma sonuçlarına göre, toplumun yüzde 68'i her gün kahvaltı yapıyor. Öğle yemeğini düzenli olarak yiyenlerin oranı yüzde 63, düzensiz öğle yemeği yiyenlerin oranı ise yüzde 37. Akşam yemeğini toplumun yüzde 72.7'düzenli olarak yiyor. En çok dışarıda yenilen öğün öğle yemeği. En çok evde yenilen öğünler ise, kahvaltı ve akşam yemeği.

"GELENEKSEL BESLENME TARZI HALA DEVAM EDİYOR"

Araştırmanın sonuçlarını Türkiye Obezite Derneği Başkanı Nazi Bağrıaçık açıkladı. Bağrıaçık, "Türkiye'nin 12 bölgesini seçtik. 12 ilde bin 536 kişiyle 'kantitaf araştırma' yaparak bunlardan veriler elde ettik" dedi.

Türk toplumunun alışkanlıkları olan bir toplum olduğunu söyleyen Bağrıaçık, "Bu toplum içinde homojen bir beslenme ve homojen bir fiziksel aktivite beklemek doğru değil. O bakımdan yüzde 95 güvenli yüzde 2.5 hata payıyla gerçekleştirilen bu araştırma Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) seçtiği illerde bölgelerde yapıldığı için çok çarpıcı sonuçlar, bilgiler vermektedir " diye konuştu.
Bağrıaçık daha sonra araştırma sonuçlarını açıkladı. Bağrıaçık, " Önemli bazı
 sonuçlar nedir ? Geleneksel beslenme tarzı hala devam ediyor. Ekmek, çorba, peynir, zeytin tüketimi devam ediyor. Sütü az tüketiyoruz. ABD'de yılda kişi başına 400 kg tüketiliyor, Avrupa'da 360 kg biz yılda yalnız 26 kilo tüketiyoruz. Yani günde 70 gram süt tüketiyoruz" dedi.

"YILDA ORTALANMA 27 KİLO ŞEKER TÜKETİYORUZ"

Bağrıaçık, şeker tüketimiyle ilgili de önemli rakamlar verdi. Bağrıaçık, "Şeker tüketiminde Türkiye olarak yılda ortalama 27 kilo tüketiyoruz. Bu TÜBİTAK'ın 2010 verilerinden aldığımız rakamlar. ABD'de bu oran 37 kilogram, Almanya'da 40, Fransa'da 35, İsrail'de 66 kilogram" diye konuştu. Yemek öğünlerinin düzenli olmadığını söyleyen Bağrıaçık, " Yemek yemeye çok fazla vakit ayıramıyoruz. Çalışma şartlarımız nedeniyle ara öğün alışkanlığı çok az. Ancak büyük kentlerdeki gayretlerle mümkün bu. Anadolu'da ise, çok az. Ara öğün dediğimiz zaman tost, simit, börek ve bisküvi tüketiyoruz.Yeterli ve dengeli beslenme kavramı kimsede oluşmamış durumda. Kalori hesabı gibi şeyleri toplumumuz çok az biliyor, bunları kavramış değiliz hala. En önemlisi de televizyon bilgisayar ve elektronik aletlerin başında zaman geçirmek, günlük hareketin üç misli kadar zaman alıyor." diye konuştu.

KAHVALTI VE AKŞAM YEMEĞİ EVDE, ÖĞLE YEMEĞİ DIŞARIDA YENİLİYOR

Yapılan araştırmaya göre, evde sadece kahvaltı ve akşam yemekleri yeniliyor. Bağrıaçık, " Ev dışında en fazla yenilen öğün çalışma şartları dolayısıyla öğle yemeği. Evde gerçekleşen öğünler kahvaltı ve akşam yemeği olarak ortaya çıkmaktadır. Kahvaltıda geleneksel gıdalar tüketiliyor. Ekmek, peynir, zeytin, reçel, bal, yumurta ve salatalık. Ona ilave olarak simit, yumurta, sosis, salam ortaya çıkıyor. Aylık ortalamanın yüzde 25 'inde ekmek peynir ve zeytin ile onu takip eden gıda unsurlarını tüketiyouz. Simit ,kek, börek vazgeçilmez unsuru olarak bizim geleneksel beslenme tarzımız olarak ortaya çıkıyor. Öğle yemeğinde neler tüketiyoruz; Geleneksel olarak ekmek, salata, çorba, pirinç veya bulgur pilavı bunlar ön planda. Akşam yemeklerinde ne tüketiyoruz; Ekmek, salata, çorba, yoğurt, pilav ön planda. Etsiz sebze yemeklerini her gün tüketenlerin oranı çok az. Zeytinyağlılar akşamları çok az yeniliyor " dedi.

"ÇAY, KAHVE, AYRAN TİRYAKİSİYİZ"

İçecek tüketimi ile ilgili de çarpıcı rakamlar veren Bağrıaçık, "Alkolsüz içecekleri araştırdık. Çay, kahve ve ayran ön planda. Çay ile kahve yaz kış olsun daima tüketiliyor. 30 günün ortalaması 52. Devamlı çay ve kahve tüketiyoruz. Bir ayın 25 günü ayran tüketiyoruz. Gazlı içeceklerin miktarının çok azaldığını yüzde 9 olduğunu, yaz aylarında ise 10.4'e çıktığını görüyoruz. Çay, kahve, ayran kadar gazlı içecek tüketmiyoruz. Süt içme alışkanlıklarımız haftada 6 gün oran olarak yüzde 9 civarında. Bitki çayları ve enerji içecekleri derecelendirmeye değecek kadar değil. Çay, kahve, ayran tiryakisiyiz. Genelde yüzde 26.6' mız alkol alan bir toplum yüzde 73.4' ümüz alkol tüketmiyor" şeklinde konuştu.

"GÜNDE 2 SAAT 15 DAKİKAYI BİLGİSAYAR KARŞISINDA GEÇİRİYORUZ "

Bilgisayar kullanım oranının yüksek olduğunu söyeyen Bağrıaçık, " Günün ortalama 2 saat 15 dakikasını bilgisayar kullanmaya veren insanlar var. Aynı şekilde insanlar 2 saat 20 dakikasını televizyon seyretmeye veriyor yani hareketsiz kalıyor. O bakımdan bu araştırmanın en çarpıcı konusu mutlak suretle gençlerimizi çocuklarımızı hareketsiz kalmaktan ıpad' e bağımlı kalmaktan kurtarmak gerekir. Sonuç olarak toplumumuzun dengeli ve yeterli beslenme alışkanlıklarına sahip olmadığını anlıyoruz. Fizik aktiviteye gerekli önem verilmediği ortaya çıkıyor. Obezitenin fiziksel aktivite düşüklüğünden ve dengesiz beslenmeden kaynaklandığını söyleyebiliriz " dedi.

Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkanı Nazif Bağrıaçık'ın açıkladığı sonuçlardan bazı dikkat çekici olanları şunlar;

- Sütü az tüketiyoruz. ABD'de yılda kişi başına 400 kg tüketiliyor, Avrupa'da 360 kg, biz yılda yalnız 26 kilo tüketiyoruz.
- Yemek yemeye çok fazla vakit ayıramıyoruz. Çalışma şartlarımız nedeniyle ara öğün alışkanlığı çok az.
- Kalori hesabı gibi şeyleri toplumumuz çok az biliyor, bunları kavramış değiliz hala.
- Çay, kahve, ayran tiryakisiyiz
- Günün ortalama 2 saat 15 dakikasını bilgisayar kullanmaya veren insanlar var. Aynı şekilde insanlar 2 saat 20 dakikasını televizyonseyretmeye veriyor yani hareketsiz kalıyor
- Toplumumuzun dengeli ve yeterli beslenme alışkanlıklarına sahip olmadığını anlıyoruz. Fizik aktiviteye gerekli önem verilmediği ortaya çıkıyor. Obezitenin fiziksel aktivite düşüklüğünden ve dengesiz beslenmeden kaynaklandığını söyleyebiliriz

22 Ocak 2012 Pazar

Bu Tavsiyelere Mutlaka Uyalım


Beyine Zarar Veren Alışkanlıklarımız



1. Kahvaltı etmemek :


Kahvaltı etmeyen kişiler, düşük bir kan şekeri seviyesine sahip olur. Bu durum beyin için yetersiz besin tedarik edilmesine ve sonunda beyin dejenerasyonuna yol açar.


2 . Aşırı ısınma


Beyin arterlerinin sertleşmesine neden olarak, zihin gücünün azalmasına yol açar


3. Sigara içmek


Çoklu beyin büzülmesine neden olur ve Alzheimer hastalığına yol açabilir.


4. Yüksek şeker tüketimi


Çok fazla şeker proteinlerin ve besinlerin emilmesini durdurur ve dengesiz beslenmeye neden olur ve beynin gelişmesine engel olabilir.


5. Hava kirlenmesi


Beyin vücudumuzda en çok oksijen tüketen organdır. Kirli havanın teneffüs edilmesi, beyne giden oksijeni azaltır ve beynin veriminde düşüş yaratır.


6 . Uyku yetersizliği


Uyku beynimizin dinlenmesini sağlar. Uykudan uzun vadeli yoksunluk beyin hücrelerinin ölmesini hızlandırır.


7. Uyurken kafayı örtmek


Kafayı örterek uyumak, karbondioksit konsantrasyonunu arttırır ve beyne hasar veren etkilere yol açabilir.


8. Hastalık sırasında beyni çalıştırmak


Hasta iken çok çalışmak veya öğrenmek beyin etkenliğinin azalmasına yol açabilir ve ayrıca beyne hasar verebilir.


9. Uyarıcı düşüncelerde eksiklik


Düşünmek beyin jimnastiği için en iyi yoldur, beyni uyaran düşüncelerin eksikliği beyin daralmasına yol açabilir. Çapraz bulmaca ve Sudoku iyi egzersiz sağlar.


10. Az konuşmak


Zihinsel sohbetler beynin etkinliğini geliştirir.



Karaciğer hasarının ana nedenleri


1. Çok geç uyuma ve çok geç kalkma


2. Sabahları çiş yapmamak


3. Çok fazla yemek.


4. Kahvaltıyı atlamak


5. Çok fazla ilaç tüketmek


6. Çok fazla koruyucu, gıda katkısı, gıda boyası ve yapay tatlandırıcı tüketmek


7. Sağlıksız pişirme yağı tüketmek


İçinde en iyi pişirme yağı olan zeytinyağı bile olsa, kızartma yaparken mümkün olduğunca pişirme yağını azaltın. Yorgun olduğunuzda, eğer vücudunuz formda (zinde) değilse kızarmış gıdalar tüketmeyin.


8. Çiğ (veya fazla pişmiş) gıdaların da tüketilmesi karaciğere ağır yük olur.


Sebzeler çiğ veya 3-5 kısım pişirilerek yenmelidir. Kızarmış sebzeler bir öğünde bitirilmeli, saklanmamalıdır.



KANSERE EN ÇOK NEDEN OLAN 5 GIDA


1. Sosisli sandviç


Zira içinde çok fazla nitrat vardır. Kanser koruma koalisyonu, çocukların ayda 12 adetten fazla sosisli sandviç yememelerini önermektedir. Sosisli sandviçsiz yapamıyorsanız, sodyum nitratsız yapılan cinsini satın alın.


2. İşlenmiş et ve domuz pastırması


Sosisli sandviçte, domuz pastırmasında ve diğer işlenmiş etlerde bulunan aynı yüksek sodyum nitrat aynı şekilde kalp hastalığı riskini yükseltir. Domuz pastırmasında doymuş yağın aynı şekilde kanserde payı olur.


3. Yağda kızarmış şekerli çörek veya lokma


Lokmalar kansere yol açan çiftli dertlerdir. Birincisi, bunlar beyaz undan, şekerden ve hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar, belki de kanser riskini arttırmak için yiyebileceğiniz en kötü yiyecektir.


4. Kızarmış patates


Lokmalar gibi, kızarmış patates de hidrojene yağdan yapılır, sonra yüksek ısıda kızartılır. Bunlar ayrıca, kızarma işlemi sırasında ortaya çıkan ve kansere neden olan akrilamid maddesini de içerir. Bunlara French fries değil, kanser fries olarak çağırılmalıdır.


5. Cips, kraker ve kurabiye, bisküvi


Tümü genellikle beyaz un ve şekerden yapılır. Etiketinde trans yağlar içermez yazılı olsa bile, genellikle az miktarda trans yağ vardır.


Prof. Dr. Yurdanur AKGÜN


Eskişehir Osmangazi Üniversitesi


Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji AD

Sağlıklı Kalmak Adına En İyi Öneriler












1- Gizli mesajlaşmaları kendinize saklayın: Kadınların yüzde 35’i görmemesi gereken mesajları okuyor. Bu durum ilişkilere zarar veriyor.

2- Patates hipertansiyonu önlüyor: Her gün orta büyüklükte haşlanmış patates tüketmek, tansiyonu düşürerek dengeliyor.

3- Mutlu olmak için kahve için: Günde en az 2-3 fincan kahve içmek depresyonu yüzde 15 oranında azaltıyor.

4- Aç spor yapmayın: Spor yapmadan önce yarım muz yemek, kas kaybetmeyi önlüyor.

5- Cipsten uzak durun: Cips yemek, diğer abur cuburlara yönelmeyi tetikliyor.

6- Yoğurt tüketin: Günde 100-150 gram yoğurt, yılda fazladan bir kilo almayı önlüyor.

7- Karbonhidrat ve protein diyeti uygulayın: Bu diyet hem kas gücünü artırıyor hem de stres seviyesini düşürüyor.

8- Kollarınızı güçlendirin: Güçlü kollar vücudun dayanıklılığını da artırıyor.

9- Verimlilik için vücudu esnetin: Esnememekten kaynaklanan kamburluk motivasyonu azaltıyor; verimliliği düşürüyor.

10- Sadık olun: Penis kırılması vakalarının yüzde 80’i, kaçamaklar esnasında yaşanıyor.

11- Göz sağlığı için yağ yakın: Bel çevresindeki her 0.1 santimetrelik genişleme, görme yeteneğini yüzde 75 oranında bozuyor.

12- Öğle yemeğini abartmayın: Öğle yemeğinde 250 kalori daha az tüketmek kilo vermede etkili.

13- Kan şekerini düşürmek için 5 gram kreatin alın: Bir saatlik spor öncesi haftada 3 kez 5 gram kreatin alan tip 2 diyabet hastalarının kan şekeri düşüyor.

14- Kilo vermek için karbonhidrat tüketin: Diyetinde karbonhidrata geniş yer verenler, daha çok kilo verebiliyor.

15- Daha uzun uyku için kiraz suyu için: İki hafta boyunca günde çeyrek litre su içmek, insomniayla savaşta etkili.

16- Depresyonla savaşmak için doymamış yağ: Zeytin, somon ve uskumruda zengin olan doymamış yağ, ruh sağlığını dengeliyor.

17- Uykusuzluktan kurtulmak için aynı saatte uyanın: Her gün aynı saatte uyanıp uyku bastırana kadar yatağa girmeyerek, uykusuzluğu yüzde 55 oranında yenmek mümkün.

18- Koşun: Haftada 32 kilometre koşmak, kalp hastalıkları ve karaciğer yağlanmasına karşı koruyor.

19- Çekici olmak için kırmızı et tüketin: British Columbia Üniversitesi’nin araştırmasına göre, kadınlar kırmızı et tüketen erkekleri daha çekici buluyor.

20- Yatak bakterilerinden kurtulun: Yatak örtülerinde kırmızı ya da kahverengi lekeler, tehlike işaretidir.

21- Çatal boyu önemli değil: Porsiyonları azaltmak için çatal boyunu değiştirmeye gerek yok, büyük çatallarla normale göre daha az yemek tüketiliyor.

22- Felci önlemek için olumlu düşünün: Olumlu düşünmek felç riskini yüzde 9 azaltıyor.

23- Yağ yakmak için üşüyün: Termal alanlarda ter atarak zayıflamak yerine 18 derece ısıda bir ortamda durmak, 26 derece sıcaklıktaki bir ortama göre yağ yakımında daha etkili.

24- Ekranlardan uzak durun: Televizyon, bilgisayar ve hatta saat gibi elektronik ve dijital uyaranların olmadığı yerlerde hayattan tatmin olma oranı daha yüksek çıkıyor.

24- Mide çevresine 15 dakika masaj yapın: Her gün mide çevresine 15-20 dakika masaj yapmak, yağ yakımını hızlandırıyor.

25- Hafızayı güçlendirmek için not tutun: Dijital ortam yerine önemli kişisel notları el yazısıyla not etmek, hafızayı besliyor