15 Temmuz 2012 Pazar


Şişmanlığa karşı seferberlik şart


Prof. Dr. E. Murat TuzcuKalbimizi Dinleyelimmurat.tuzcu@milliyet.com.tr
Sağlık Bakanlığı’nın şişmanlıkla mücadele kampanyası, farkındalığı ve yaşantılarında değişiklik yapma isteğini mutlaka arttıracaktır. Ancak, bunlar kalıcı çözüm için yeterli değil
Şişmanlık salgının temelindeki, toplumun hareketliliğini azaltan ve şişmanlatıcı besinleri tercihini kolaylaştıran koşulları değiştirmeden fazla kilolara karşı kalıcı zafer kazanılamaz
 Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı şişmanlıkla mücadele kampanyası, insanlarda bu soruna ilgiyi, farkındalığı ve değişiklik yapma isteğini mutlaka artıracaktır. Ancak, kalıcı çözüm için farkındalık ve istek asla yeterli değildir. Son 30 yıldır şişmanlığın sadece kişisel bir sorun olduğunu ve davranış değişiklikleriyle düzeltilebileceğini düşünen Batı toplumlarında şişmanlık azalacağına artmıştır. Aynı yoldan gidersek bizim de benzer sonuçla karşılaşmamız kaçınılmazdır.
Şişmanlık salgının tarihine baktığımızda iki büyük toplumsal değişimin izlerini görürüz. Önce, giderek artan biçimde mekanize olan toplumun haraketliliği azaldı. Daha sonra ucuz ve kolay ulaşılan, şekeri unu çok besinler bollaştı. Bu iki olumsuzlukla yüzleşip çözüm üretmeden, sadece kişisel çabayla fazla kilolarımızdan kurtulacağımızı düşünmek hayalperestlik olur.
Uygulanabilir stratejiler şart
Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı kampanyanın başarıya ulaşabilmesi için kapsamlı, uygulanabilir ve halkın tüm kesimlerini kucaklayıcı stratejilere ihtiyaç var. Bu stratejilerin geliştirilmesini, uygulanmasını ve sonuçlarının değerlendirilmesini sadece merkezi otoritenin işi olarak görürsek başarılı olamayız.
Doktorların, tüm sağlık çalışanlarının ve onların örgütlerinin; özel ve kamu sağlık kuruluşlarının, yerel idarelerin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve tüm eğitim camiasının; özel sektörün, işçi sendikalarının, üniversitelerin özellikle sağlık bilimleriyle ilgili bölümlerin; Sağlık Bakanlığı dışındaki devlet bürokrasisinin, sivil toplum örgütlerinin, silahlı kuvvetlerin ve medyanın şişmanlıkla mücadeleye coşkulu bir biçimde katılması ve bu katılımın sağlanabilmesi için uygun iklimin yaratılması çok önemlidir.

Fazla kilolar hepimizin sorunu
Şişmanlığı sadece o durumda olanların sorunu olarak görmek büyük bir yanılgı olur. Fazla kiloların sağlığımıza doğrudan etkisinin yanı sıra hepimizi dolaylı olarak etkileyen bir çok toplumsal yansıması vardır. Hastanelerin kalabalıklığından, sağlık harcamalarının dağılımına; iş yerlerindeki verimlilik kaybından, yaşam alanlarımızın yapısal özelliklerine; ailemizdeki ve yakın çevremizdeki beklenmeyen acılardan ulusal ekonomiye kadar bir çok alanda şişmanlık ve onun doğurduğu hastalıkların izleri görülebilir.
Nasıl küresel ısınmadan ya da şehrimizdeki hava kirliliğinden kaçabilme lüksümüz yoksa, şişmanlık salgınından etkilenmememiz mümkün değil. Bu nedenle “bana ne” demeyip hepimiz kolları sıvamalıyız.
Sağlıklı besinlere kolay ulaşabilmeli
Ülkemizde hızlı tüketilen yemeklerin, hazır paketlenmiş besinlerin, katkı maddelerinin, şekerin ve işlenmiş unun bolca kullanıldığı, raf ömrü uzun olan besinlerin tarihi oldukça yeni. Geleneksel olarak mahalle pazarlarından, manavdan kasaptan alış veriş yapan insanlar son 20 yılda süpermarketlere yöneldi. Batıda ise mevsiminde sebze ve meyvelerini sergilediği pazarlara rağbet giderek artıyor.
Ülkemizde yaşanan ters yöndeki değişimi durdurmak ve sağlıklı yöne çevirmek gerek. Bunun için yerel yönetimlere çok iş düşüyor. Temel besin maddelerinin temininde olduğu kadar hızlı yemek yenilen yerlerde de sağlıklı beslenmenin kolay ulaşılır olabilmesi teşvik edilmelidir. Yer tahsisinde öncelik, teknik yardım, ucuz kredi sağlama ve benzeri düzenlemeler halka kolay ulaşabileceği sağlıklı besin seçenekleri sunan iş yerlerinin açılmasını teşvik edecektir.
Devletin desteği ve teşviki olmaksızın bu mücadelede kalıcı bir zafere ulaşmak çok zor. Tarım politikasından, teşvik ve subvansiyon kararlarına; vergi kanunlarından, besin endüstrisiyle ilgili düzenlemelere kadar, birçok noktada şişmanlıkla mücadeleye makro düzeyde katkı yapma imkânı var.
Şişmanlatan besinleri uzak tutmalı
Glisemik endeksi yüksek, işlenmiş un ve şeker içeren şişmanlatıcı besinlere erişmeyi zorlaştırmak da en az sağlıklı beslenmeyi teşvik edici önlemler kadar önemli. Sağlık Bakanlığı’nın çocukların alış veriş yaptığı kantinlerde bazı yiyecek ve içeceklerin satışını yasaklaması bu yaklaşıma çok güzel bir örnek.
Sigaraya karşı savaşta olduğu gibi şişmanlatan besinleri yasaklamak tabii ki mümkün değil. Ama, şişmanlık salgınına katkıda bulunduğu bilinen besin ve içecek maddelerini sağlıklı besinlerden farklı vergilendirmek düşünülebilir. Besin paketlerin üzerine kolay anlaşılır bilgilendirme notları zorunlu kılınabilir. Bu notların anlaşılabilmesi için bilgilendirme kampanyaları açılabilir.
Bu önlemleri almak hiçbir idare için kolay değildir. Üreticisi, taşımacısı, toptancısı, perakendecisi ve yan sanayiyle yüz binlerce belki milyonlarca kişiyi istihdam eden, yeme içme endüstrisinin bu değişiklilerden olumsuz etkilenmesini en aza indirmek için de çareler düşünülmelidir.

Kaldırımları park etmiş arabalarla dolu, havası egzos dumanıyla kirlenmiş, yeşil alanlarının her gün azaldığı şehirlerimizde yaşayan insanların her gün yürüyüş yapmalarını bekleyemeyiz.
Kaldırımlarda yürüyebilmeliyiz 
Şişmanlıkla mücadele kampanyasındaki ikinci önemli öge olan hareketliliğin de sadece kişisel çabayla normale dönmeyeceği açıktır. Şehirlerimiz haraketli değil hareketsiz bir yaşam sürelim diye inşa edilmiş desek yanlış olmaz. Son yıllarda çeşitli belediyelerin insanların güven içinde yürüyebileceği, bisiklete binebileceği alanlar yaratmış olmaları tabii ki çok sevindiricidir. Ama köklü değişimler istiyorsak merkezi idarenin şehirleşmeye ve şehir yaşamına bakışını değiştirmesi gerekir.
İşyerinde sağlıklı yaşam
Gerek sağlıklı beslenme gerekse haraketli bir yaşam sürmek için kamu ve özel sektörün iş yerlerinde yapabileceği çok şey var. Bu konuda benim çalıştığım hastaneden; ABD’denin Ohioeyaletindeki Cleveland Clinic’te hayata geçirilen uygulamalardan örnek vermek istiyorum.
2004’te hastanenin kafeteryası hızlı tüketilen, undan, kızartmadan şekerden zengin yemeklerin ağırlıkta olduğu bir yerdi. Hemen yanında hazır pizza satan bir dükkan vardı. İlk iş olarak pizzacının kontratı feshedildi, yerine nispeten sağlıklı sandviçler satan bir dükkân açıldı. Kafeteryada beslenme uzmanlarının önderliğinde yapılan değişikliklerle bol çeşitli ve sağlıklı besinler sunulmaya başlandı.
Hastanede çalışan binlerce kişiye sağlıklarına özen gösterirlerse sigorta primlerinde indirim yapma olanağı sunuldu. Fazla kilolarından kurtulanlar, sigara içiyorsa bırakanlar, her gün düzenlispor yapanlar gelirlerini artırma olanağı buldu.
Küçüklü büyüklü bir çok şirket benzer uygulamalar yapıyor. Tek ve muhtemelen birinci amaçları insanlığa yararlı olmak değil. Çalışanlarını kronik hastalıklardan koruyabilirlerse sağlık harcamalarının azalacağını, hastalık nedeniyle iş gücü kaybı oranının düşeceğini biliyorlar. Sağlıklı beslenen düzenli spor yapan işçilerin daha üretken ve yaratıcı olduğunun da farkındalar.
Bu örnekleri, hepimizin kendi ortamımızda uygulayabileceği yaratıcı önlemler olabileceğini belirtmek için verdim. Şişmanlık gibi çok yönlü ve zorlu bir düşmana karşı kalıcı bir zafer kazanabilmek için başka çaremiz yok. Her gün yeni bir diyet veya egzersiz programı tavsiye ederek bu toplumsal sorunla baş edebileceğimizi düşünmek gafletten başka bir şey değil.
Yazıyı Goethe’nin bir sözüyle bitirelim:
“Bilmek yetmez, bilinenleri uygulamalı; sadece istemek yetmez, yapmak gerek.”

12 Temmuz 2012 Perşembe

Memur Diyeti

Herkesin kolayca yapabileceği bir diyet


Kahvaltı (hergün aynı)
2 dilim kepek ekmeği, 1 dilim tuzsuz beyaz peynir, domates, salatalık, 2 tatlı kaşığı sırma zeytinyağı, 5 zeytin, 4 fındık, 1 ceviz, 3 badem, 1 kivi. 1 çay bardağı çay(şeker kullanmayın)


Pazartesi
Öğle     : Cacık, kepek ekmeği
Akşam : Etli nohut, salata

Salı
Öğle     : 1 Simit, 1 ayran, domates salatalık söğüş
Akşam : 1 porsiyon balık salata

Çarşamba 
Öğle : Cacık, 1 dilim kepek ekmeği
Akşam : Tavuk sote, salata

Perşembe
Öğle: Yarım kilo mevsim meyvesi
Akşam : Ton balığı salatası

Cuma 
Öğle : Peynirli sandviç, 1 ayran, domates salatalık söğüş
Akşam : Çinekop veya alabalık ızgara, salata

Cumartesi
Öğle : 1 simit, 1 kase cacık
Akşam : Alabalık ızgara

Pazar
Öğle : Sahanda yumurta, salata
Akşam : Etli türlü, salata


Not : 
1. Bu diyetle 2 haftada 6 kilo verebilirsiniz.
2. En çok 2 hafta yapılmalı


29 Haziran 2012 Cuma

Beslenme Alışkanlıkları Anketi 
Değerlendirildi


Yeniden Sağlıklı Yaşam adlı Grundtvig Projemizin, yerel faaliyetleri arasında yer alan "Beslenme Alışkanlıkları" adlı anketini proje ortakları ülkelerle beraber proje koordinatörü olan kurumumuz Kırıkkale Milli Eğitim Müdürlüğü de uyguladı. Bu anket ile Türk insanın beslenme alışkanlıkların haritası gün yüzüne çıktı.  Bu çalışmadan sonra, İtalyan ortağımızın çalışmaları ile 8 ülkenin çıktıları birlikte değerlendirilecek olup, ülkelerin verileri birbirleriyle kıyaslanacaktır..Bu şekilde, ülkelerin yeme-içme alışkanlıkları hakkında proje ortakları fikir sahibi olacaktır. 2010 yılından beri Sağlık Bakanlığımızın yürütmüş olduğu Obezite ile mücadele projesine de yerelde bir katkı sağlanacağı düşünülmüştür. Bu veriler,"Obezite" ile mücadelede uygulanması öngörülen önlem çalışmalarına katkı sağlaması için ayrıca  İl Sağlık Müdürlüğü ile de paylaşılmıştır.

Aşağıdaki linkten, yaptığımız anketin verilerine ulaşabilirsiniz. 


(Not: Google Çeviriyi kullanarak, İngilizce'den Türkçe'ye cümleleri ya da söz öbeklerini çevirebilirsiniz, bu şekilde, bu anketin verilerini anlamaya çalışarak İngilizcenize katkı da sağlayacaksınız.)


https://docs.google.com/open?id=0B60A-k_lzVIYX1NsOG1MdUd6Ylk

İnteraktif Beden Kitle İndeksi Hesaplayıcısı


Siz de beden kitle indeksinizi bu linkten siteye girerek hesaplayabilirsiniz. Çıkan sonuca göre, kendinize uygun bir diyet seçebilirsiniz.


"Herşey, Sağlımız için"

29 Mayıs 2012 Salı
















AVUSTURYA NOTLARI
 (07-11 MAYIS 2012)


Graz...


2011-1-TR1-GRU06-24163-1 Sözleşme numaralı “Yeniden Sağlıklı Yaşam” adlı Grundtvig Öğrenme Ortaklı Projemizin 3. toplantısı 07-11 Mayıs 2012 tarihleri arasında Avusturya’nın Graz şehrinde Bit şirketler grubunda 8 ülkenin katılımı ile gerçekleştirildi.


Proje’nin bu 3.toplantısında yine 8 ülke deneyimleri paylaştı.






Bu paylaşımlardan en göze çarpanları;

“ Romanya’daki proje ortağımızın bulunduğu şehirde Belediyenin yetişkinler için kamusal bir alanda açmış olduğu fitness spor kurslarıydı, ve bu kurslardan başvuru aldıkları örgün eğitimdeki öğrencilerin de faydalanabilmeleriydi.”






Toplantımızın gerçekleştiği BİT şirketler grubunun kendi personeli için şirket binasında çalışanlarına organize ettikleri Zumba dansı gerçekten görülmeye değerdi. Bu dans ile spor yapmaya vakit bulamayan çalışanlar, Brezilya müzikleri eşliğinde diledikleri gibi dans edip, başlarındaki eğitmenlerinin gözetiminde kalori yakan hareketler yaparak sağlıklı yaşam konusunda vücutlarını zinde tutmaya çalışıyorlardı; bu etkinlik, BİT şirketler grubu için bizlere obeziteye savaş açmış bir kurum izlenimini yarattı. Eğitmen hocanın eşliğinde proje ortaklarımızdan gelen katılımcılarla beraber bizler de bu heyecana ortak olduk.



4 günlük Graz toplantımızda, yapılan paylaşımların yanı sıra, Graz’da üretim yapan sağlığa yararlı (bio üretim) tarımsal sebze ve meyve tesislerinden bir tanesini ziyaret ettik. Bunlardan bir tanesi hiç şüphesiz ki bütün katılımcıların lezzetine 10 üzerinden 10 verdiği  “Obsthof Fattingerhof” markalı Graz elması ve elma suları idi. Üretim metodları açısından, tamamiyle gübresiz ve tarım ilacı kullanılmaksızın etkin verimin alınması dikkatleri üzerine çekmişti. Katılımcılar, elmanın insan sağlığına faydaları açısından; zayıflamak, kabızlık, bağışıklık, kolestrol ve kalp için günlük en azından 2 tane tüketilmesinin gereklilik olduğunu keşfettiler.






Bu güzel kazanımlardan sonra, sağlığa yararlı olduğunu bildiğimiz fakat kullanım alanlarını daha önceden pek bilmediğimiz bir ürünü tanıtan bir tesisin içinde bulduk kendimizi. Berghofer Mühle’in Kabak çekirdeği ile elde ettiği ürünler ı inanın şimdiye kadar öğrendiğimiz sağlığa faydalı ürün çeşitlerine bir yenisini daha ekleyecek boyuttaydı. Katılımcıların aklına takılabilecek ilk şey şüphesiz ki “çerez dışında kabak çekirdeğinden başka ne elde edilebilir sorusu olurdu?

Ama gördüklerimizle, Berghofer Mühle’ın anlatımlarını dinledikçe ve o güzel kabak çekirdeğinden yapılmış salata sosları, yağları ve şekerlemelerini tattıkça sorumuzun cevabı kendiliğinden cevaplanmış oldu. Özellikle; yemekler ve salatalar için kullanıldığını öğrendiğimiz kabak çekirdeği yağının sağlığımız için çok faydalı olduğunu keşfettik ve bize göre bu faydanın en önemli ayrıntısının, “0” kalorili olması ve protein bakımından oldukça zengin olmasıydı. Şeker hastaları ve kolestrolü olan hastalar için yasaklanan yağ tüketimi kabak çekirdeği yağı ile alışılmışın dışında bir çizgi çizmişti belleğimize.



Gezi duraklarımızdan bir diğeri ise sağlığımıza çok faydalı olduğu son zamanlarda bilim adamları tarafından sağlık programlarında sıkça yinelenen “Sirkeydi”. Fischerauer’ın “sirke” üretim tesisindeydik.  Bu tesiste ayrıca hardal üretimi de yapılmaktaydı. Çoğunlukla, Türkiye’de salatalara limon tercih edilirken Graz’da salata sosu olarak sirkenin sevilmesi Avusturya mutfağına ait salata  kültürü adına ilginç bir kültür kazanımıydı.

Gördüklerimiz ve duyduklarımızla, “Sirkenin” sağlığımızın en iyi dostu, en değerli yardımcısı olduğunu bir kez daha tescilledik. Onu her derde deva yapan sayısız faydalarını anlatan, Fischerauer, özellikle; anemi, astım ve solunum hastalıklarına birebir olduğundan bahsetti.



Ve nasıl unuturduk meşhur “Avusturya tatlısını”. Birbirinden güzel farklı elma çeşitleri ve tatlı soslarından yapılan bu tatlı, düşük kalorili olması sebebiyle de Avusturya pastanelerinin vazgeçilmezleri arasındadır.
 












Projenin genel perspektifi açısından ev sahibi kurumun katkılarıyla proje ortaklarından katılımcılar, “Business Run Graz 2012” koşusuna katıldılar. 
Ülkemizi ise projenin yazarı ve Koordinatörü Mustafa Can HİÇYILMAZ  temsil ederek, 4.380 kişinin katıldığı bu yarışmada 1705. oldu.

2 Mayıs 2012 Çarşamba


Saçı ve cildi canlı tutan besinler!
Saçı ve cildi canlı tutan besinler!

Saçı ve cildi canlı tutan besinler!
Çiğ tüketilen besinleri yiyerek güzelleşebilirsiniz. Bu besinler, saçınızı ve cildinizi güçlendirerek, bakım yapar.
Söze hemen, 'aman sakın yanlış anlamayın!' diyerek başlayalım; çünkü 'yiyerek güzelleşin' derken, dilediğinizi yemenizi ve bu şekilde güzelleşmenizi kastetmiyoruz. Sizi içten ve dıştan güzelleştirecek, uzmanların özellikle çiğ olarak tüketmenizi önerdikleri bazı besinlerden bahsediyoruz. Bazı besinlerin, özellikle çiğ olarak tüketilmeleri halinde hem sağlık hem de güzellik kaynağı olduklarını vurgulayan uzmanların verdikleri bilgilere göre, içerdikleri silikon ve sülfür ile her biri iyi birer enerji kaynağı olan bu besinler, aynı zamanda vücudu arındırarak, cilt ve saç güzelliğine katkıda bulunma yeteneğine sahip. İşte bu besinler ve özellikleri:

Papaya: İçeriğindeki doğal enzim ve amino asit sayesinde, beyindeki mutluluk hormonunu arttırır.

Salatalık: Karaciğeri ve böbrekleri çalıştırarak, idrarla birlikte vücuttaki üre asidi ve ürat tuzlarını eritip dışarı atılmasını sağlar. İçeriğindeki kükürt kanı temizler, ciltteki ter bezlerini çalıştırır, bol vitamin ve madeni madde vererek cildin taze ve pürüzsüz olmasını sağlar.

Hindistan cevizi: 'Lauric asit' adında, nadir bulunan bir madde içerir. Bu madde, vücudun bulaşıcı hastalıklara ve virüslere karşı direncini arttırır.


Çiğ tüketilen besinleri yiyerek güzelleşebilirsiniz. Bu besinler, saçınızı ve cildinizi güçlendirerek, bakım yapar.
Keten tohumu: Yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri, düşük oranda doymuş yağ asiti, yüksek oranda lifle birlikte bol miktarda potasyum, magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir. Kanserden kabızlığa, öksürük ve ses kısıklığından sedef hastalığına kadar çok geniş bir etki alanı bulunmaktadır.

Zeytin: Safrayı arttırıp, karaciğeri çalıştırır. Karaciğer ağrılarını keser. Yaprakları ve kabukları, yüksek tansiyonu ve kandaki şeker miktarını düşürür.

Roka: Roka yaprakları daha çok sonbahar ve kış aylarında salata olarak kullanılır. İştah açıcı, uyarıcı, kuvvet verici ve öksürük kesici özelliği vardır. Tohumları da aynı etkileri gösterir. Afrodizyak özelliği mevcuttur.

Turp: Bol C vitamini, iyot ve kükürt içerir. Karaciğeri ve mideyi çalıştırır, böbreklerdeki kum ve taşı döker, cildi güzelleştirir. Uzmanlar, turpun bağırsakları dezenfekte ettiğini, akşam yenilen turp veya içilen bir bardak turp suyunun çok iyi uyku verdiğini söylüyor.

16 Nisan 2012 Pazartesi

Bunları okuduktan sonra salatalığa çok daha farklı gözle bakacaksınız!!! 

Olağanüstü Salatalık 
Bir süre önce bu bilgiler "The New York Times" gazetesinde yayımlandı.

1. Salatalık, günlük ihtiyacınız olan birçok vitamini içerir. Tek bir tanesinde Vitamin B1, Vitamin B2, Vitamin B3, Vitamin B5, Vitamin B6, Folik Asit, Vitamin C, Kalsiyum, Demir, Mağnezyum, Fosfor, Potasyum ve Çinko ihtiva eder.

2. Öğleden sonra yurgunluk mu hissettiniz? Kahveyi, çayı, soğuk içecekleri bir taraf bırakın ve bir salatalık yiyin. Salatalık iyi bir B vitaminler ve Karbohidratlar kaynağıdır ve yediğinizde saatler sürecek yorgunluğunuzu kısa bir sürede ortadan kaldırır.

3. Banyo veya duştan sonra aynanızın buğulanmasından şikayetçi misiniz? Bir salatalık dilimini alıp aynayı ovun. Hem buğulanma yok olacak hem de pırıldayan bir aynaya ve nefis bir kokuya sahip olacaksınız.

4. Haşereler bahçenizi veya saksı bitkilerinizi mahvediyor mu? Bahçeniz için bir aluminyum tabağa (ya da aluminyum folyoya) salatalık dilimlerini koyup, ortada bir yere yerleştirin. Saksılarınıza ise birkaç dilimi toprağın üzerine yine aluminyum tabak veya folyo ile yerleştirin. Bütün mevsim haşerelerden kurtulacaksınız. Salatalıkdaki kimyasallar aluminyum ile etkileşerek insanların algılayamadığı ama haşereleri deli eden bir koku yayar ve onların ortadan kaybolmalarına neden olur.

5. Bayanlar, sokağa çıkmadan önce veya denize-havuza girmeden önce bir süreliğine selülitlerinizden kurtulmak ister misiniz? Sorunlu bölgelerinizi birkaç dakika süreyle salatalık dilimleriyle ovun. Salatalıkdaki fitokimyasallar derinizdeki kollajenlerin gerilmesini sağlar, dış tabakayı sıkılaştırarak selülitlerin görüntüsünü azaltır. Aynı şekilde kırışıklıklara da iyi gelir (özellikle de göz civarları için)

6.Baş ağrısından kurtulmak ister misiniz? Yatağa girmeden önce birkaç dilim salatalık yiyin ve ertesi sabah dipdiri, baş ağrısız kalkın. Salatalık, vücudun kaybetmiş olduğu gerekli besinleri takviye edici yeterli miktarda şeker, B vitaminleri ve elektrolitleri ihtiva ettiği için yediğiniz birkaç dilim sorunlarınızı hemen yok eder.

7. Özellikle diyet yapanlar, açlık dürtünüzü ortadan kaldırmak mı istiyorsunuz? Salatalık yiyin.

8. Evinizde ayakkabı boyanız mı kalmadı? Taze kesilmiş bir salatalık ile ayakkabınızı ovalayın. İçerdiği kimyasallar ayakkabınıza hem harika görünen bir parlaklık verir hem de deriyi su geçirmez hale getirir.

9. Evinizde bir kapı, pencere ya da benzer bir şey gıcırtı mı yapıyor? Bir dilim salatalık alıp gıcırtı yapan yerlere sürtün (tabii sürtünme yapan yerlere, menteşenin dışına değil!!) gıcırtı gidecektir.

10. Kendinizi gergin, bitkin mi hissediyorsunuz (özellikle ders çalışan öğrenciler, yeni bebek sahibi olmuş anneler ve diğer herkes) ? Bir tas kaynar suyun içine bir bütün salatalığı ince dilimler halinde keserek koyun. Tası da bulunduğunuz odada uygun bir yere koyun. Salatalıkdaki kimyasallar ve diğer besinler kaynar suyun içine girince tepki gösterirler ve suyun buharı ile birlikte bulunduğunuz odaya yayılarak nefis bir aroma yayarlar. Bu aroma sizlerin tüm gerginliğini alarak sakin kişiliğinize dönmenizi sağlayacaktır. Özellikle öğrenciler bunu denemelidir.

11. Yemek yediniz (örneğin kebap) ve ağzınızdan kötü koku yayıyorsunuz. Bir salatlık dilimini alıp dilinizle damağınıza yerleştirin ve en az 30 saniye öyle tutun. Ağzınızda kötü kokulara neden olan bakterilerin fitokimyasallar sayesinde ölmesi nedeniyle bu sorundan kurtulmuş olacaksınız. (Soğan-sarmısak kokusu konusunda bir bilgi yok. Bunu da siz deneyin ve sonucu görün.)

12. Evyelerinizi, lavabolarınızı çevreye zarar vermeyecek bir şekilde temizlemek ister misiniz? Bir dilim salatalığı alıp temizlemek istediğiniz yeri ovun. Sadece yılların birikimi lekeleri kirleri temizlemekle kalmaz, ayrıca güzel bir parlaklık verir temizlediğiniz yere. Bunun yanında elleriniz de o temizlik malzemelerin verdiği zararlardan kurtulmuş olur.

13. Kalemle yazarken bir hata yaptınız ve hatayı silmek istiyorsunuz. Salatalık kabuğunu alıp yavaş ve nazikçe silmek istediğiniz yazıya sürtün. Boya kalemlerinde ve keçe kalem yazılarında da oldukça yararlı. (Bilirsiniz bazen çocuklarımız duvarlara yazılar yazar, resimler yaparlar. Onlarda da deneyebilirsiniz.)